DEVLET DÜZENİNDE ASKERİN YERİ
Devleti devlet yapan kurumlarıdır. Bu kurumların da görevleri anayasada sabittir ve anlaşılırdır. Türk Silahlı kuvvetleri de bu kurumlardan birisidir. TSK asırlar öncesine dayanan teşkilatıyla örnek bir düzene ve disipline sahiptir. Türk Milleti’nin var olmasında, bugünlere gelmesinde şüphe yok ki en büyük aktördür. Türkiye Cumhuriyetini kuranlar da askerlerdir. Bu ve bunun gibi birçok sebep; askeri, devlet yapılanması içerisinde, kendini diğer kurumlardan farklı hissetmesine neden olmaktadır. Kendi görevini sadece “milli güvenlik” olarak görmeyen asker, siyasete el atmayı, düzeni korumayı, kendi hazırladığı anayasalarla görev bilmiştir. Anayasada bulunan koruma ve kollama görevini de bu anlayışla yorumlayarak, demokrasi düzenindeki yerine bir türlü sığamamıştır. Halbuki Atatürk’ün bu konuda da tavrı çok nettir. Aslında asker bu devletin memurudur tıpkı bir öğretmen bir doktor gibi…
Askeri bürokrasinin kendisini seçilmişlerden yüksek görmesi; bu millete, bu devlete akıl almaz zararlar vermiştir. Türkiye’nin bu zaafını fark edenler askeri zaman zaman çok iyi kullanmışlardır. Bunu 27 Mayısta, 12 Martta, 12 Eylülde,28 Şubatta ve yakın tarihlerde gördük. Türkiye bu tarihlerin hangisinin ardından huzura ve refaha kavuşmuştur? Maalesef hiçbirinin… Türkiye’nin NATO’ya girmesiyle başlayan bu süreç, askerin içinde ciddi yuvalanmaları peşinden getirmiştir. Asker kötü gidişatı düzeltirim anlayışıyla demokrasiyi sekteye uğratırken, birilerinin ekmeğine nasıl yağ sürdüğünü maalesef bugün geç fark etmiştir. Ayrıca ilginçtir ki askerin istemediği düzen ve fikirler, asker sayesinde milletin nezdinde büyümüştür ve millet tarafından sahip çıkılmıştır. Mevcut iktidar 28 Şubat darbesinin ve 27 Nisan muhtırasının ürünüdür. Ne kadar planlı bir süreçtir; biz bunu bilemeyiz. Bilinen ve görülen ise, sandıktan çıkan tepkinin varlığıdır.
Yapılan darbelerin arka yüzünde hep birileri olmuştur. TSK’nin bizzat yürüttüğü bir darbe olmamıştır bu ülkede. Zaten darbe yapanlara baktığımızda bunu anlamak çok da zor değil. Mesel Kenan EVREN… Bırakın darbe yapmayı iki koyun verseniz, onları dahi güdemez. Bakınız Çevik BİR’e , Cemal Gürsel’e! Her şeyi anlamak daha kolay olacaktır…Ben darbe yapanlar kadar siyasetçilere de kızıyorum. Darbe ardından normale dönülmesi ile birlikte, hiçbir şey olmamış gibi davrananları veya bazı darbeleri haklı görenleri anlamakta güçlük çekiyorum. Darbe yapanlara yargı yolunu açmayanlar demokrasi sınavında sınıfta kalmış demektir. Mesela mevcut hükümetin 27 Nisan muhtırasının karşısında dik durması cidden takdire şayandır. Ancak Yaşar BÜYÜKANIT’ın görevden alınmaması ve olayın yargıya götürülmemesi sınıfta kalındığının resmidir.
Türk Silahlı Kuvvetleri yaşanılan tüm sorunlara rağmen milletimizin gözbebeğidir. Askerimiz milleti ile tekrar barışmalıdır. Milletin değerlerini görmemezlikten gelmemelidir. Biz asker ocağını Peygamber ocağı olarak bildik ve öyle öğrendik. Biz asker anasının başörtüsüyle uğraşan, siyasetle uğraşan askeri değil; güçlü Türkiye vizyonunu tamamlayacak, modern bir ordu istiyoruz.
FATİH EREN
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!